"Aşık Veysel evli olduğu zamanlarda eşi başka bir adama aşık olur ve kaçmaya karar verir.
Gece uyumak için yataklarına girdikten sonra eşi kalkar, bohçasını da aldıktan sonra pabuçlarını giyer ve ardına bakmadan kaçmaya başlar.
Biraz aradan sonra ayağına bir şeyin vurduğunu fark eder.
Pabuçlarını çıkarttığında gördüğüne inanamaz.
Aşık Veysel'in tüm parası oradadır. kaçacağını anlayıp sahip olduğu her şeyi eşine bırakmıştır.
Ayrıca parayla beraber bir kağıt bulur ve o kağıtta şu yazar ;
"Al bu para ananın ak sütü gibi helal olsun, gittiğin yerde kendini ezdirme.
Bir de güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa demiş."
Sevgi böyle bir şey olsa gerek. Kaybedeceğin halde yine onun için en iyisini düşünmek. Bu devirde böyle bir şey yapıldığında cinayetlerle karşılaşıyoruz. "Bir de güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa" mısrası ile de güzelliğin göreceli olduğuna vurgu yapmış. Bize aşık olanın gözünde güzeliz.
Bir de Aşık Veysel'in biyografisine göz atalım:
1894 yılında doğdu. Yedi yaşındayken sıklıkla ölümle sonuçlanan su çiçeği hastalığına yakalandı. Hastalıkla mücadele etti, ama sol gözünün feri söndü. Bir kaza sonrası sağ gözünü de kaybetti ve bu onu kısmen kör yaptı. Bu olduğu zaman babasının teşvikiyle saz sahibi oldu ve çalmaya başladı. Babasının arkadaşı tarafından eğitildi ve onu Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Dertli, Ruhsati gibi mükemmel ustaların dünyasına taşıyan da oydu. "Benim Sadık Yarim Kara Topraktır", "Uzun İnce Bir Yoldayım" ve "Dostlar Beni Hatırlasın" türküleri en iyi eserleri oldu. 1973'te öldüğünde 78 yaşındaydı.
(Alıntı)
Gece uyumak için yataklarına girdikten sonra eşi kalkar, bohçasını da aldıktan sonra pabuçlarını giyer ve ardına bakmadan kaçmaya başlar.

Pabuçlarını çıkarttığında gördüğüne inanamaz.
Aşık Veysel'in tüm parası oradadır. kaçacağını anlayıp sahip olduğu her şeyi eşine bırakmıştır.
Ayrıca parayla beraber bir kağıt bulur ve o kağıtta şu yazar ;
"Al bu para ananın ak sütü gibi helal olsun, gittiğin yerde kendini ezdirme.
Bir de güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa demiş."
Sevgi böyle bir şey olsa gerek. Kaybedeceğin halde yine onun için en iyisini düşünmek. Bu devirde böyle bir şey yapıldığında cinayetlerle karşılaşıyoruz. "Bir de güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa" mısrası ile de güzelliğin göreceli olduğuna vurgu yapmış. Bize aşık olanın gözünde güzeliz.
Bir de Aşık Veysel'in biyografisine göz atalım:
1894 yılında doğdu. Yedi yaşındayken sıklıkla ölümle sonuçlanan su çiçeği hastalığına yakalandı. Hastalıkla mücadele etti, ama sol gözünün feri söndü. Bir kaza sonrası sağ gözünü de kaybetti ve bu onu kısmen kör yaptı. Bu olduğu zaman babasının teşvikiyle saz sahibi oldu ve çalmaya başladı. Babasının arkadaşı tarafından eğitildi ve onu Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Dertli, Ruhsati gibi mükemmel ustaların dünyasına taşıyan da oydu. "Benim Sadık Yarim Kara Topraktır", "Uzun İnce Bir Yoldayım" ve "Dostlar Beni Hatırlasın" türküleri en iyi eserleri oldu. 1973'te öldüğünde 78 yaşındaydı.
(Alıntı)
إرسال تعليق